Kapat

Toplumsal Değişme

Anasayfa
Toplumsal Psikoloji Toplumsal Değişme
Toplumsal Değişme

Toplumsal Değişme

Toplumsal değişmeyi tanımlamak zordur, çünkü bir anlamda her zaman, her şey değişmektedir. Her gün, yeni bir gündür; her an, zaman içerisindeki yeni bir andır. Yunan filozofu Herakleitos, bir kişinin aynı nehre iki kere giremeyeceğine işaret etmiştir. İkinci kez, su akıp gittiği için nehir farklıdır; insanda da ince değişiklikler olmuştur. Bu gözlem bir anlamda doğru olsa da, bizler normal olarak onun yine aynı nehir olduğunu, her iki durumda da nehre girenin aynı insan olduğunu söylemek isteriz. Nehrin tipi ya da biçimi ile ayakları ıslanan kişinin ruhu ile kişiliğinde, ikisinin de ortaya çıkan değişim sırasında “aynı kaldığı”nı söylemeye yetecek kadar süreklilik vardır. Bu sorun karşısında, sosyologlar insanların yaşama biçimlerini dönüştüren değişim süreçlerini nasıl ele alırlar?

Önemli değişimi belirlemek, bir nesne ya da durumun temel yapısında bir dönem içerisinde ne kadarlık bir
değişme ortaya çıktığım göstermeyi gerektirir. İnsan toplumları sözkonusu olduğunda, bir sistemin hangi ölçüde ve hangi bakımlardan bir değişme süreci içinde olduğuna karar verebilmek için, belirli bir özgül dönem içerisinde temel kurumlarda hangi ölçüye kadar değişiklikler ortaya çıktığını göstermek zorundayız. Değişimin bütün açıklamaları ayrıca, değişimi kendisiyle kıyaslayabileceğimiz bir ölçü birimi olarak kullanmak üzere, neyin istikrarlı kaldığını da göstermeyi gerektirir. Bugünün hızla değişen dünyasında bile, uzak geçmişten gelen süreklilikler vardır. Örneğin, Hristiyanlık ya da İslam gibi büyük dinler, iki bin yıl öncesinde ortaya çıkan düşünce ve pratiklerle ilişkisini sürdürmektedirler. Yine de modern toplumlardaki çoğu kurumun, geleneksel dünyanın kurumlarından çok daha hızlı değiştiği açıktır.

Toplumsal değişme üzerindeki etkiler

Toplum kuramcıları son iki yüzyıldır, toplumsal değişmenin doğasını açıklayan bir büyük kuram peşindedir. Ne ki hiçbir tek etken kuramı, insanın toplumsal gelişimini avcı ve toplayıcı toplumlardan kırsal toplumlara, geleneksel uygarlıklardan son olarak da bugünün son derece karmaşık olan toplum düzenlerine kadar olan çeşitliliği dikkate alamaz. Yine de, toplumsal değişmeyi tutarlı bir biçimde etkilemiş olan üç ana etkeni belirleyebiliriz: fiziksel çevre, politik örgüt ve kültürel etkenler.

Kültürel Etki

Kültürel Etki

Toplumsal değişme: Kültürel etkenler

Toplumsal değişme üzerindeki ilk önemli etki, dinin etkilerini, iletişim sistemlerini ve liderliği de içeren kültürel etkenlerden oluşur. Din, toplum yaşamı içinde tutucu ya da ilerletici bir güç olabilir. Kimi dinsel inanç ve pratik biçimleri, geleneksel değer ve törenlere bağlılık üzerinde durarak, değişimi frenleyici bir rol oynamıştır. Yine de, Max Weber’in vurguladığı gibi, dinsel inançlar çokluk, toplumsal değişme için baskı yapmayı harekete geçiren bir rol oynamaktadır.

Değişimin nitelik ve yönünü etkileyen özellikle önemli kültürel bir etki, iletişim sistemlerinin yapısıdır. Örneğin yazının bulunuşu, kayıtların tutulmasını sağlayarak maddi kaynaklar üzerindeki kontrolün artışını ve büyük ölçekli örgütlerin gelişimini olanaklı kılmıştır. Dahası, yazma, insanların geçmiş, bugün ve gelecek arasındaki ilişkileri algılayışını değiştirmiştir. Yazı kullanan toplumlar geçmiş olayların kaydını tutmuş ve kendilerinin bir tarihleri olduğunun bilincinde olmuşlardır. Tarihin anlaşılması, bir toplumun izlediği bütüncül hareket ya da gelişim çizgisi hakkında bir düşüncenin gelişmesini sağlayabilir; insanlar daha sonra etkin bir biçimde bu gelişimi daha da ilerletmeye çalışabilir.

gandi

gandi

Kültürel etkenler genel başlığı altında, liderlik kavramını da yerleştirmemiz gerekir. Tek tek liderler dünya tarihinde çok fazla etkide bulunmuşlardır. Bunun doğru olduğunu görebilmek için, yapmamız gereken tek şey, dinsel kişilikleri (İsa gibi), politik ve askeri liderleri (Jül Sezar gibi) ya da bilim ve felsefede yenilik yapanları (Isaac Newton gibi) düşünmektir. Dinamik politikaları izleyebilme ve önceden varolan düşünce biçimlerini izleyen ya da onları kökten bir biçimde değiştiren bir kitle yaratabilme yeteneğine sahip bir lider, daha önceki kurulmuş bir düzeni alaşağı edebilir. Klasik sosyolog Max Weber toplumsal değişmede karizmatik liderliğin rolünü incelemiştir.

Bununla birlikte, bireyler ancak elverişli toplumsal koşullar var ise liderlik konumuna gelebilir ve etkili olabilir. Örneğin Adolf Hitler 1930’larda Almanya’da, kısmen o yıllarda ülkedeki gerilim ve krizlerin bir sonucu olarak iktidarı ele geçirebildi. Eğer bu koşullar var olmasaydı, Hitler olasılıkla, küçük bir politik fraksiyon içerisinde kalan unutulmuş bir kişilik olarak kalacaktı. Aynı şey, Hindistan’ın
İkinci Dünya Savaşından sonraki döneminin ünlü pasifist lideri Mahatma Gandhi için de doğrudur. Gandhi ülkesinin Britanya’dan bağımsızlığını kazanmasında etkili olabilmişti çünkü savaş ile öteki olaylar Hindistan’daki sömürge kurumlarını sarsmıştı.

Alaskada yaşam

Alaskada yaşam

Toplumsal Değişme: Fiziksel çevre

İkinci olarak, fiziksel çevre insan toplumsal örgütlenmesinin gelişiminde bir etkiye sahiptir. Bu özellikle,
insanların yaşam biçimlerini hava koşullarına göre düzenlemek zorunda olduğu daha aşırı çevre koşullarında en açık biçimiyle ortaya çıkar. Kutup bölgelerinde yaşayanlar ister istemez tropikal bölgelerde yaşayanlarınkinden farklı alışkanlık ve pratikler geliştireceklerdir. Kışların uzun ve soğuk olduğu Alaska’da yaşayan insanlar, çok daha sıcak olan Akdeniz ülkelerinde yaşayan insanlara kıyasla farklı toplumsal yaşam kalıplarını izleyeceklerdir. Alaskalılar yaşamlarının daha büyük bir bölümünü ev içinde geçirecekler ve çok kısa süren yaz dönemi dışında, yaşadıkları acımasız çevre dikkate alındığında, dışarıda gerçekleştirecekleri etkinlikleri büyük bir dikkatle planlayacaklardır.

Daha az aşırı fiziksel koşullar da toplumu etkileyebilir. Avustralya’nın yerli nüfusu, kıtanın düzenli bir ekip biçmeye uygun olan yerli bitkilerinin ya da kırsal bir üretim geliştirmek için evcilleştirilebilecek hayvanların pek olmamasından ötürü, avcılık ve toplayıcılığı hiç bırakmamıştır. Dünyanın ilk uygarlıkları çoğunlukla zengin bir tarım toprağına sahip olan bölgelerde örneğin nehir deltalarında ortaya çıkmıştır. Toprak üzerindeki iletişimin kolaylığı ve deniz yollarının bulunması da önemlidir. Ötekilerden sıra dağlarla, aşılması zor ormanlarla ya da çöllerle ayrılan toplumlar çokluk, uzun bir dönem boyunca görece değişmeden kalacaklardır.

Yine de çevrenin toplumsal değişme üzerindeki doğrudan etkisi çok fazla değildir. İnsanlar görece acımasız bölgelerde çokluk dikkate değer ölçüde üretken servet biriktirebilirler. Bu, örneğin, çevrelerinin sert doğasına karşın petrol ve mineral kaynakları geliştiren Alaskalılar için doğrudur. Tersine, avcı ve toplayıcı toplumlar sık sık, verimli bölgelerde kırsal ya da tarımsal üretime geçmeden yaşamışlardır.

Siyasal Örgütlenme

Siyasal Örgütlenme

Toplumsal Değişme: Siyasal örgütlenme

Toplumsal değişmeyi güçlü bir biçimde etkileyen ikinci bir etken, politik örgütlenme türüdür. Avcı ve  toplayıcı toplumlarda bu etki en azdır, çünkü topluluğu harekete geçirebilecek bir siyasal yetke yoktur. Ancak bütün öteki toplum türlerinde, ayrı politik eyleyenlerin şefler, lordlar, krallar ve hükümetler varlığı, bir toplumun izlediği gelişim rotasını güçlü bir biçimde etkileyebilir.

Siyasal düzenler, Marx’ın inandığı gibi temeldeki ekonomik örgütlerin doğrudan dile gelişleri değildir; siyasal düzenin oldukça farklı türleri, benzer üretim düzenlerine sahip olan toplumlarda varolabilir. Örneğin, sanayi kapitalizmine dayanan kimi toplumlar otoriteryen siyasal düzenlere sahipken (örnekler arasında Nazi Almanyası ile apartheid altındaki Güney Afrika bulunmaktadır), ötekiler çok daha demokratiktir (örneğin, A.B.D., Britanya ya da İsveç gibi).

Askeri güç, çoğu geleneksel devletin kuruluşunda temel bir rol oynamıştır. Ancak üretim düzeyi ile
askeri güç yine dolaylı bir ilişki içindedir. Bir yönetici kaynakları, nüfusun geri kalanını yoksullaştıracak olsa bile askeri alana yönlendirmeyi seçebilir. (Kuzey Kore’de Kim II Sung ve oğlu Kim Jong Il’in yaptıkları gibi.)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir