Kapat

Toplumsal cinsiyetin ve cinsiyetin toplumsal kuruluşu

Anasayfa
Toplumsal Psikoloji Toplumsal cinsiyetin ve cinsiyetin toplumsal kuruluşu
Toplumsal cinsiyetin ve cinsiyetin toplumsal kuruluşu

Toplumsal cinsiyetin ve cinsiyetin toplumsal kuruluşu

Son yıllarda toplumsallaşma ve toplumsal cinsiyet rolleri kuramları, giderek artan sayıda sosyolog tarafından eleştirilmektedir. Bu sosyologlar, cinsiyeti biyolojik olarak belirlenmiş, toplumsal cinsiyeti ise toplumsal olarak öğrenilmiş olarak görmek yerine her ikisinin de toplumsal olarak kurulan ürünler olduğunu kabul etmemiz gerektiğini savunmaktadırlar. Sadece, sabit bir “öz”den yoksun olan ve toplum tarafından yaratılan toplumsal cinsiyet değil, insanın biyolojik bedeninin kendisi de onu şekillendiren ve çeşitli yollarla değiştiren toplumsal güçlerin etkisi altındadır. Bedenlerimizi  “doğal” olarak görülenin dışındaki şekillerde de anlamlandırabiliriz. Bireyler kendi bedenlerini istedikleri gibi idman ve perhizden piercinge, kişisel modaya, estetik cerrahiye, hatta cinsiyet değiştirme ameliyatlarına dek uzanan bir yelpazede kurabilmekte ya da yeniden yapılandırabilmektedir.

Gelişen teknoloji bedenlerimizin fiziksel sınırlarını bulanıklaştırmaktadır. Bu yüzden, söz konusu sav, insan bedeni ve biyolojisinin ‘verili’ olmadığını, insanların müdahalelerine ve farklı toplumsal bağlamlarda belirlenen kişisel seçimlere göre biçimlendirilmeye açık olduğunu ileri sürmektedir.

Bu bakışa açısına göre, toplumsal  cinsiyet rollerine ve rol öğrenmeye odaklanan yazarlar, örtük olarak cinsiyet farklılığının biyolojik temelleri olduğunu varsaymaktadırlar. Toplumsallaşma yaklaşımına göre, cinsler arasındaki biyolojik ayrım, toplum içinde “kültürel olarak inceltilecek” bir çerçeve sunar. Bu yaklaşıma karşı hem cinsiyetin hem de toplumsal cinsiyetin toplumsal olarak kurulduğuna inanan kuramcılar ise, cinsiyete bağlı farklılıkların biyolojik temelleri olduğu savını tamamen reddetmektedirler. Cinsel kimlikler, toplumda algılanan cinsiyet farklılıklarına göre ortaya çıkmakta ve sırası geldiğinde bu farklılıkları yeniden şekillendirmektedir. Söz gelimi erillik hakkındaki tasarımların fiziksel kuvvet ve “bıçkın” tavırlarla ıralandığı bir toplum, erkekleri belli bir beden imgesi ve tavır geliştirmeye teşvik edecektir. Bir başka deyişle, cinsel kimlikler ve cinsiyet farklılıkları insan bedeninde birbirinden ayrılamayacak şekilde bir arada bulunur. (Connell 1987; Scott ve Morgan 1993; Butler 1999).

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir