Kapat

Sözel Öğrenme

Anasayfa
Genel Psikoloji Sözel Öğrenme
Sözel Öğrenme 1

Sözel Öğrenme Çeşitleri

Sözel öğrenme birkaç basamak içerir. İlki, kelimeyi söylemeyi öğrenmektir. Bundan sonra, kelimelerin özel nesneler için isim olarak kullanılması, daha sonra, kelimelerin nesnelerin genel özelliklerini ifade etmek için kullanılması gelir; örneğin “kırmızı” kavramı. En sonunda da kelimeler cümle oluşturmak için gramatik bir dizi halinde bir arada kullanılmaya başlanır. Unutulmamalıdır ki, kelime söylemeyi öğrenme basamağı daima ilk önce gelmektedir. Buna karşılık, diğer basamaklar binişebilir. Bu özellikten dolayı da, çocuklar bir taraftan diğer kelimeleri kazanır ve bunlardan bazılarını kavramlar için isim olarak kullanmayı öğrenirlerken, bir taraftan da, bazı kelimeleri cümle içinde belirli bir sıra halinde kullanmaya başlarlar.

kelime öğrenme

kelime öğrenme

Kelime Öğrenme

Normal çocukların kelime öğrenmedeki gelişim grafiği çıkarıldığında, düzenli bir izlerlik (sequence) olduğu görülür. (McCarthy, 1946). Bu izlerlik diğer becerileri kazanmada olduğu gibidir. Yeni doğmuş bir çocukta hiçbir kelime bilgisi yoktur. Sadece bağırma çeşitleri, homurdanma ve soluk alıp verme sesleri vardır. Bu sesler, birinci ayın sonundan itibaren açlık, susuzluk, memnuniyet ve rahatsızlık durumlarına göre farklılaşmaya başlar. Bu farklılaşma, anneye anlatılmak istenen şeyler için yeterlidir. İkinci ayda; ah, uh, ay gibi ünlüleri içeren sesler çıkmaya başlar.

İkinci ve üçüncü aydan sonra, içinde pek çok ses olan anlaşılmaz sözler ve ünlemler kullanılmaya başlanır. Dört ile altıncı aylarda bebekler ma, mu, da ve na gibi sesleri çıkararak kendi kendilerine konuşmaya başlarlar. Giderek bu heceler birbirleriyle kaynaşarak, mamamama, booboo ve dadada gibi tekrarlanan sesler haline gelir. Dokuzuncu ve onuncu aylarda, bebekler bu sesleri, yetişkinlerin çıkardıkları sesleri taklit etmek için kullanırlar. Bir yaş civarında (birkaç ay eksik veya fazla) çocukların söyledikleri ilk kelime genellikle “mama”dır.

Bu aşamalar çocuğun “tek bir kelimeyi” söylemeyi, yani sözel davranımda bulunmayı öğrenmede geçirdiği aşamalardır. Aynı zamanda, bu süreç içinde çocuk sözel ayırdetmeleri de öğrenir. İlk sözel davranıştan genellikle 1-2 ay önce, “kaşığı tut”, “bebeğe bak” gibi basit emirleri anlamaya başlar. Bu sırada, “başbaş” gibi basit hareketleri anlar ve kullanabilir. Demek ki sözel davranışlarla birlikte, hatta bir dereceye kadar ondan önce, işitsel ayırdetmeler de öğrenilmektedir.

Bu aşamalar sırasında neler olmaktadır? İlk sözel öğrenmedeki mekanizma nedir? Psikologların çözümleyebildikleri kadarıyla dilin öğrenilmesi, taklit ve edimsel koşullamanın (operant conditioning) bir birleşimi ile meydana gelmektedir.

taklit

taklit

Taklit

Açıkça görülmektedir ki bebeklerde, ses çıkarmaya karşı genetik bir yatkınlık vardır. Çünkü bebekler, bu sesleri, kelime olarak nasıl kullanılacağını bilmeden de kendi kendilerine tekrarlarlar. Tabii bütün bunların olabilmesi için, olgunlaşma sürecinin normal biçimde yer almış olması gerekir. Bu koşul yerine geldiğinde, sesler ağızdan kendiliğinden çıkar. Bebekler, anlaşılmaz sözleri kullanma aşaması boyunca bütün dillerdeki sesleri, bu arada kendi dillerinde olmadığı için ileride hiç kullanmayacakları sesleri de çıkarırlar. Bu, sadece insan yavrularında görülen, türe özgü bir durumdur. Bu süreç olmadan sözel öğrenmeyi ilerletmek mümkün değildir.

Bebeğin önceleri kendiliğinden sesler çıkarırken, sonraları belli bir nesne için uygun sesler çıkarmaya, yani kelimeleri anlamlı şekilde kullanmaya başlaması nasıl gerçekleşmektedir? Bu durumun açıklanması, taklide yol açan bir koşullama döngüsüyle yapılabilir. Bu durum, bir uyarıcının (CS), bir davranıma (CR) bağlandığı klasik koşullama (classical conditioning) durumudur. Bu koşullama yoluyla, sesin duyulması sesin çıkarılmasına yol açar. Böylece, anlamsız sözler söyleme aşamasındaki mamamama gibi tekrarlamalı sesler açıklanabilir.

Bundan sonraki adım taklittir. Anne, baba veya başka birisi, bebeğin çıkardığı sesleri çıkarır veya aynı kelimeleri söylerse, bebek bu yeni sese kendi sesiymiş gibi davranımda bulunur. Böylece anne “mama” dediği zaman, bebek de “mama” kelimesi ile bunu taklit eder. Bu tür taklit durumlarının sağlanmasıyla, anne, bebeğin yaptığı taklitlerden duruma uygun olanlarını kontrol etmeye başlayabilir,

  • Örneğin, anne bebeği elinde tutarken “bebek” kelimesini söylerse, çocuk da “bebek” kelimesini taklit ederek tekrarda bulunur. Böylece çocuğa bebek gösterildiği zaman “bebek” kelimesinin de kullanılması durumunda, çocuğun “bebek” demesi yeni bir koşullama durumunu ortaya çıkarır: Çocuk, bebek gösterilince “bebek” demeye ve zamanla “bebek” kelimesini bir nesne adı olarak kullanmaya başlar.
edimsel öğrenme

edimsel öğrenme

Edimsel öğrenme

Aslında, taklidin klasik koşullanması, hikayenin tümünü oluşturmamaktadır. Konuşmayı öğrenmede, çeşitli pekiştirme türlerine dayalı edimsel öğrenme de söz konusudur. Bebek, susadığı zaman “su” der ve anne hemen bir bardak su verirse; bu pekiştirme “su” davranımının şekillenmesine, yani bebeğin “bardak” davranımını göstermesine yol açar. Çocuklarının konuşmayı öğrenmesiyle ilgilenen ana-babalar onu çeşitli yollarla pekiştirebilirler. Bu pekiştirmeler, vücut gereksinimlerinin karşılanmasından, “doğru” kelimeler söylendiğinde çocuğun övülmesine kadar değişebilir. Bundan dolayı bebekler, özellikle öğrenme durumu çok karmaşık hale geldiğinde, kelimeleri söylemeyi sadece klasik koşullamayla öğrenemezler; yaptıkları sözel davranımlar için ödül de alırlar.

Kavram Öğrenme

Şu halde kelimeler, taklide yol açan klasik koşullama ile edimsel öğrenmenin birleşimi yoluyla öğrenilir. Bu süreç içinde bebek, belli bir kelimeyi nesne adı olarak kullanmayı öğrenir ve bu kelimenin o nesne “demek olduğunu” anlar. Fakat öğrenme süreciyle kazanılanların tamamı bu olsaydı, kelime dağarcığımız çok fakir ve iletişim olanağımız da çok sınırlı olurdu. Sözel öğrenmede bundan sonra gerekli olan “kavramların öğrenilmesi”dir (concept learning). Kavram, birçok bakımdan birbirinden farklı olabilen bazı nesnelerin ortak olan özelliğidir. Kavrama örnek olarak “kırmızı”, “soğuk”, “kız”, “ağaç”, vb. sayabiliriz. Herhangi bir dildeki kelimelerin pek çoğu, belirli nesnelerin isimlerinden çok kavram isimlerinden oluşur.

Kavram öğrenme, ayırdetmeyi öğrenmenin (discrimination learning)  bir türüdür. Bu öğrenmede kişiler, kavram ismini uygun özelliğe sahip nesnelerin hepsi için kullanmayı öğrenirler.

  • Örneğin “kırmızı”, anne tarafından “kırmızı bebek”, “kırmızı araba”, “kırmızı ev” için kullanılır. Başlangıçta bu durum çocuğun aklını karıştırır. Çünkü, “kırmızı” sadece bebek için kullanıldığında bu nesnenin adı da olabilir. Fakat kelime, yeterince çeşitli nesneler için ve yeteri sıklıkta işitildiğinde, çocuk zamanla “kırmızı” kelimesinin sadece kırmızı özelliğiyle ilgili olduğunu fark edecek ve o nesnenin diğer özelliklerine önem vermemeyi öğrenecektir.
bağsal öğrenme

bağsal öğrenme

Bağsal Öğrenme

Çocuk, kelimelerin nesneler ve kavramlar için isim olarak kullanılmasını öğrendikten sonra cümleleri öğrenmeye başlar. Zamanla bazı kelimeler arasında, sadece birlikte yer alan olayları betimledikleri için kuvvetli bağlar oluşur: “Baba atta”, “Anne mama” gibi. Aynı şekilde birçok kelime de zıt kavramları gösterdiğinden birbirine bağlanabilir, örneğin “siyah-beyaz”, “iyi-kötü”, “zengin-fakir”, “kuvvetli- zayıf” vb. Diğer bazı bağlar, genellikle birbiriyle ilişkili kavramlardan oluştukları için öğrenilirler: “yeşil çayır”, “parlak güneş”, “karanlık gece”. Bunların yanı sıra başka bağ çeşitleri de olduğundan, çocuk kelimeleri bağlamanın birçok farklı yolunu öğrenmektedir.

Bu tür bağlar, psikolojik araştırmalar için hem yararlı hem de zararlı olabilir. Aynı kültürdeki insanlar birbirine benzer bağlar oluşturdukları için, bilim adamları da bunları normal düşünme testi olarak kullanabilirler. Bu tür birçok test geliştirilmiştir. Bunlardan biri olan “Kent-Rosanoff” Testi’nde deneğe, o kültür içinde yaygın şekilde kullanılan 100 kelime birer birer verilir ve denekten, aklına gelen ilk kelimeyi mümkün olduğu kadar çabuk söylemesi istenir. Sonuçta denek, pek çok kişinin hatırladığı kelimeleri söylüyorsa normal sayılır; buna karşılık, çağrışımlarının çoğu şizofrenide olduğu gibi acayipse, deneğin öğrenme ve düşünme sisteminde yanlış işleyen bazı şeylerin var olduğu düşünülür.

Yerleşmiş bağların zararı ise, bağ kurma sürecinin kendisi incelenmek istendiğinde ortaya çıkmaktadır. Şayet denek, örneğin “siyah” kelimesiyle ilgili zaten kuvvetli bağlara sahipse, deneyci bu durumda siyahla ilgili yeni bağların oluşumunu izlemekte güçlük çeker. Deneğin daha önce sahip olduğu eski bağlar burada işe karışır ve deneyci bağ sürecinin oluşumunu göremez. Bu güçlükten kurtulmak için deneyciler, yıllar önce, anlamsız heceleri ve bunların yanı sıra bağ kurmayı inceleyecek belirli standart işlemleri geliştirmişlerdir. Pek çok anlamsız hece türetilebilir. En yaygın anlamsız heceler, ardıl şekilde sıralanmış ünsüz-ünlü-ünsüz seslerden oluşur.  Anlamsız heceler, deneğin öğrenme tarihçesindeki eski çağrışımları en aza indiren uyarıcıları sağlamada kullanılır. Bu anlamsız hece listeleri sayesinde psikologlar, bağların oluşumunu soyut olarak çalışabilirler.

Bağsal öğrenmeyi inceleme yöntemi aslında çiftler halinde öğrenme (paired-associate learning) olarak bilinir. Anlamsız hece çiftleri deneğe gösterildiğinde denek, ilk ögeyi uyarıcı (Stimulus: S), ikinci ögeyi de davranım (Response: R) olarak öğrenmek durumundadır. Diğer bir deyişle denek, klasik koşullamadaki duruma benzer olarak bir seri S-R bağı öğrenecektir. Bu tür öğrenme, yabancı dildeki bir kelime listesini öğrenmeye benzer; uyarıcılar dillerin birindeki kelimeler, davranımlar ise diğer dildeki kelimelerdir. Anlamsız heceler durumunda ise, her iki “kelime” de “yabancı” durumdadır.

örgün öğrenme

örgün öğrenme

Örgün Öğrenme

Son yıllarda psikologlar, anlamsız heceler yerine daha çok anlamlı malzemelere dayalı çalışmalar yapmak eğilimindedirler. Kelimelerin günlük öğrenmeyle kazandıkları anlamlardan kurtulmaya çalışmak yerine, doğrudan doğruya bu anlamların üzerine gidip, nasıl örgün (organized) hale geldiklerini bulmaya yönelmişlerdir.

Bu amaçla, psikologlar sık sık serbest hatırlama (free recall) yöntemini kullanırlar. Deneysel kontrol için, öğrenilecek malzeme genellikle, belirli özelliklere sahip kelimelerden oluşan bir listeyle sınırlanmıştır. Böyle bir liste, örneğin dört renk ismi, dört meslek ismi vb.’den oluşabilir. Gene bu liste çok veya az “örgünlük” gösteren çeşitli biçimlerde hazırlanabilir. Deneklere belirli bir süre bu listeyi tekrar tekrar okuma olanağı verilir. Bu arada denek, listeyi öğrenmek için istediği yolu seçebilir. Daha sonra da, kendisinden listedeki kelimeleri aklına gelen sırayla tekrarlaması istenir. Serbest hatırlama yönteminin sakıncalı yönü; deneycinin, deneğin hatırlamada kullandığı iç uyarıcıları tanımasına olanak vermemesidir. Buna karşılık, deneğin sözel davranımlarını nasıl örgütlediğinin anlaşılmasına olanak sağlar. Bu bölümde daha sonra, sözel öğrenmenin serbest hatırlama yöntemiyle çalışılmasından elde edilen bulgular betimlenecektir.

Özet

İnsan ve hayvan öğrenmesi için aynı ilkeler geçerlidir. Fakat insan öğrenmesi, kelimelerin hem uyarıcı hem de davranım olarak kullanılmasından ötürü, daha çok sözeldir.

Bebekler kelimeleri; taklit, klasik koşullama ve edimsel koşullama birleşimi ile öğrenirler. Edimsel koşullamada pekiştirme, öğrenilen kelime davranımına şekil verir. Daha sonra bebek, ayırdedici öğrenme süreciyle, kelimeleri kavramların bir etiketi olarak öğrenir. Kelimeler, günlük olaylara işaret eden bağ dizileri yoluyla ve ayrıca, temsil ettikleri kavramlar arasındaki ilişkilerden de yararlanılarak cümle haline getirilirler.

Sözel öğrenmeyi incelerken psikologlar, öğrenme malzemesi olarak genellikle ünsüz-ünlü-ünsüz seslerden oluşan anlamsız heceler kullanmışlardır. Böylece, deneklerin daha önce öğrenmiş oldukları anlamlardan da kurtulmaya çalışmışlardır. Bu incelemelerde sık sık kullanılan başlıca iki düzenleme tarzı vardır. “Sırayla öğrenme” (serial learning) olarak anılan birinci tarzda denek, belirli bir hece dizisindeki heceleri sırayla söylemeyi öğrenir. Çiftler halinde öğrenme adını alan ikinci tarzda ise heceler, deneğe çiftler halinde sunulur. Bu tarzda, ilk hece uyarıcı, ikinci hece ise öğrenilecek davranımdır. Son yıllarda, önceden öğrenilmiş anlamların nasıl örgütlendiği üzerinde daha çok durulmaktadır. Bu amaç için serbest hatırlama yöntemi kullanılır. Burada, deneklere belirli özelliklere göre seçilmiş kelimeler verilir ve bunları istedikleri herhangi bir sırada tekrarlamaları söylenir.

Kaynak (Clifford T. Morgan-Psikolojiye Giriş)

 

 

“Sözel Öğrenme” üzerine 22 yorum

  1. FATİH YETİM says:
  2. Batırhan says:
  3. samet says:
  4. Hamdi Çetin says:
  5. mahmut says:
  6. CS Eğitim UKRAYNA says:
  7. istanbul evden eve nakliyat says:
  8. Bulent says:
  9. halil aslan says:
  10. sohbet says:
  11. Uğur Kezer says:
  12. Uğur Kezer says:
  13. KangalTV says:
  14. FATİH YETİM says:
  15. MAVİ RADYO TANITIM says:
  16. murat akosman says:
  17. Filiz guleroglu says:
  18. FATİH YETİM says:
  19. seydi altındağlı says:
  20. Bora Özbek says:
  21. Orakcı Blog says:
  22. Yunus Emre says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir