Kişilikçi tarih teorisi
7 Ağu, 2018 10:35 tarihinde eklendi

Kişilikçi tarih teorisi

Kişilikçi tarih teorisi

Kişilikçi tarih teorisi

Bilimsel tarihin kişilikçi görüşü bazı bireylerin muazzam başarılarının ve katkılarının üzerinde yoğunlaşır. Bu görüşe göre, ilerleme ve değişmeler, tarihin akışını tek başına planlayıp değiştirecek nadir insanların etki ve isteklerine doğrudan isnat edilebilir. Bir Napolyon, bir Hitler ve bir Darwin gibi büyük olayları harekete geçirip şekillendiren önemli şahsiyetler düşünüldüğünde bu teorinin geçerli olduğu görülür. Kişilikçi teori “büyük kadın ve erkekler” ortaya çıkmasaydı, önemli olayların meydana gelmeyebileceğini anlatır. Teori gerçekte günün koşullarını oluşturanın birey olduğu üzerinde durur.

İlk bakışta bilimin gerçekten, kendi yönünü tayin edebilecek son derece zeki ve yaratıcı insanların işi olduğu aşikardır. Bizler bir devri sık sık keşifleri ve teorileriyle o dönemde iz bırakan bir şahsın ismiyle anarız. Fizikte “Einstein’dan sonrası” psikolojide “Watson’dan sonrası” ve heykelcilikte “Michelangelo’dan sonrası” hakkında konuşuruz. Görünen o ki bireyler hem bilim hem de genel kültür alanlarında, tarihin akışını değiştiren heyecan verici, bazen sarsıcı değişiklikler ortaya koyarlar. Bu savın doğruluğunu kavramak için sadece Sigmund Freud’u düşünmek bile yeterlidir.

Kişilikçi tarih teorisi tarihi yorumlamakta yeterli midir?

Bu nedenle kişilikçi tarih teorisi nin belirli bir değeri olduğu doğrudur ancak tek başına bu teori bir bilimin veya toplumun gelişimini açıklamakta yeterli midir? Hayır. Bilim adamlarının ve filozofların çalışmaları, zamanında çoğunlukla görmezlikten gelinmiş veya yalanlanmış ve bu çalışmaların onaylanması bundan uzun zaman sonra olmuştur. Zamanın şartları bir bilim adamının düşüncelerinin dikkate alınıp alınmayacağını veya önemsenip önemsenmiyeceğini, övüleceğini veya unutalacağını tayin edebilir. Bilim tarihi yeni keşiflerin ve orijinal anlayışların reddedilmesi örnekleriyle doludur. Hatta en yetenekli kafalar (belki de özellikle en yetenekli kafalar) Zeitgeist tarafından engellenip zorlanmıştır. Buna bağlı olarak, bir keşfin kabulü ve uygulanması bir kültürdeki, bölgedeki veya çağdaki hakim düşünce kalıbı tarafından kısıtlanmış olabilir fakat o dönemde çok tuhaf bulunup kabul görmeyen bir fikir, bir nesil veya yüzyıl sonra kolayca kabul edilebilir. Yavaş değişim bilimsel ilerlemenin bir kuralı gibi gözükmektedir.

avatar
  Abone ol  
Bildir