Kinyas ve Kayra Hakan Günday
2 Oca, 2019 6:00 tarihinde eklendi

Kinyas ve Kayra Hakan Günday

Kinyas ve Kayra Hakan Günday

Merhaba arkadaşlar sizde kitap okumayı seven ve kitap okumaktan hoşlanan değerli bir kitapseversiniz. Ve büyük ihtimalle bu yazımı da sonuna kadar okuyacaksınız. Çünkü sizin gibi okumayı seven biriyim. Bu gün size belkide heyecanla okuyacağınız muhteşem olam Kinyas ve Kayra kitabından bahsedeceğim.

Kinyas ve kayra yazarı kimdir

Kitabın yazarı Hakan Günday

Kinyas ve Kayra kitabını neden okumalısınız

Kitap okuyanların bir çoğu neden kitap bu kitabı okuyalım diye sormaz aslında. Ama okuduğu kitaptan bir haz bir anlam çıkarmak ister. İşte Kinyas ve Kayra kitabı da size hem haz verecek hemde sizi müthiş anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır. Kitap girişinde bile okumak için sizi heyecanla sürükleyen bu kitap size hiç istemediğiniz kadar düşünce sağlayacaktır. Konusu hayattan bıkmışlık, hayatta bir insanın her şeyi yapması ve artık yapacağı bir şeyi kalmamış olmasıda diyebilir.

Kinyas ve kayra belkide okuyacağınız en başarılı kitaplardan biri olmasının bir diğer nedeni ise; kitap edebi yönden çok muhteşem kaleme alınmış. Ayrıca okuduğunuz zaman kendinizi bir anda tüm olaylar içinde bulabiliyorsunuz.

Kinyas ve Kayra Kitabının olay örgüsü

Bu kitap kadar güzel bir olaylar örgüsü bulamayacaksınız. Çünkü kitap diğer aşk romanları gibi size sonunu tahmi ettiremeyecek kadar ilginizi çekiyor. Kitabın bu özellikleri zaten okuduğunuz zaman anında sizde fark ederek okuyacaksınız.

Kitabın özetini yazmak isterdim ama özeti yazdığımda okumayanlar olur diye yazmıyorum.

Kitap nerede geçiyor

“”Kinyas ve Kayra (2000), Hakan Günday’ın iki Türk gencinin Afrika’da başlayıp Amerika’ya sıçrayan, oradan Türkiye’ye uzanan, şiddet ve cinsellikle yüklü, hayatın kıyısında gezinen hayatlarını anlatan, yayınlanan ilk romanı. Türkiye’de türüne pek rastlanmayan yeraltı edebiyatı örneklerinden sayılmaktadır.”” (KAYNAK: WİKİPEDİA:ORG)

Kitaptan kısa bir alıntı “Benim Adım Kinyas”

“”Benim adım Kinyas. Gün ağrıyor. Başım ağrıyor. İsmimi kendime ben verdim. Bitmeyen bir öfke ve bitmeyen bir mutsuzluğun ifadesi. Bütün insanlara kızgınım. Yaşadıkları için. Hayattan midem bulanıyor. Ateşle oynarım. Yeterince benzin ve karşımda oturan adamın ceketinin iç cebindeki çakmakla dünyayı yakabilirim. Benim adım Neron. Geceleri çaldığım arabalarla gezerim. Tokyo’da doğdum. İki zenciye üç gram kokain karşılığında bileklerimi kestirttim. Sabah uyandığımda okyanus beni yıkadı.

Benim adım Steve McQueen. Bütün bildiklerimi kusarak hayatta kalıyorum. David Bowie’yi rüyamda gördüm. Sabah bir gözüm yoktu. Şiir yazdım. Tam üç tane. Birini rendeleyip makarna sosuma kattım. Diğerini yakıp küllerini kum saatine koydum. Biraz zaman kazandım böylece.

Sonuncusunu ise şimdi yazdım. İşte geliyor: Sözlerimin sonunu duymadığın zaman. Cümlelerimin sonunu duymadığın zaman. Değiştiriyorum son kelimelerimi. Değiştiriyorum sonumu. Kendimi ölümsüz olarak görüyorum. Mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor.

Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. Benim adım Kaygusuz Abdal. Tanrı’dan vazgeçtim. Ölmekten vazgeçtim. Çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti. Ölmek istemiyorum çünkü Tanrı’yı da öldürürüm diye korkuyorum. Ve böyle bir vefata benim dışımda kimse dayanamaz.

Platon’un Mağara İstiaresi’ne karşılık ben de Kuyu İstiaresi’ni yazdım: doğdukları andan itibaren düşen insanların yanlarından hızla geçen fırsatlara ve başka insanlara tutunup tırmanmalarını ve bunu sadece doğdukları andaki yüksekliklerine erişe*bilmek için yaptıklarını anlattım. Ancak ellerini ağızlarına sokup parmaklarını ısırıp hiçbir şeye tutunmamaya kararlı olanları da anlattım. Ve sordum Tanrı’nın yukarıda mı yoksa aşağıda mı olduğunu.

Eskiden poker oynardım. Şimdi de Tanrı’nın aşağıda kuyunun dibinde olduğuna oynuyorum. Hayatım masada birkaç kırmızı oyun fişiyle. Az yedim çok içtim. Hâlâ içiyorum içki ayırmadım. Alkolü kendime yakıştırdım. Her türlü uyuşturucudan tattım. Bağımlılıktan nefret ettim. Gitmemi terk etmemi engeller diye. Ne bir maddeye ne de bir insana bağlandım. Sırf bunu kendime kanıtlamak için eroin kullandımâşık oldum ikisini de arkama bakmadan bırakıp gittim. Geçmişe tükürüp geleceği çiğnedim.

Bugünü ise uyuyarak geçirdim. Benim adım Houdini. Dünyayı bir oyuncağa çevirdim. Ayak basmadığım yer kalmadı. Kalan varsa onları da amuda kalkar geçerim! Duvarlara bedenime resimler çizdim. Bir gün öyle gürledim ki önümde duran şarap kadehi çatladı. Benim adım Hitler. Kendi ordumu kurmak için bir sürü kadına tohumlarımı bıraktım. Şimdiyse ağlıyorum. Hepimiz için. Çünkü hiçbiri işe yaramadı.””

(Kaynak: Kinyas ve Kayra Hakan Günday (2000)

 

Ayrıca kitabı okuduysanız bir yorum yapmayı unutmayın ve siz değerli kitapseverler kitabı okuduktan sonra sizde bir yorum yapın. 🙂 Çünkü biz herkesin kitap okumasını istiyoruz 🙂

MaviDergi Sinem yılmaz üyemize teşekkür eder.

avatar
3 Yapılan Yorumlar
1 Yorumlara Yanıtlar
2 Yorumları Takip edenler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
4 Yorum yazarları
zeynoberitanyildizMAVİ DERGİTuba Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
zeyno
Ziyaretçi
zeyno

okuduğum harika kitaplardan biridir. Gerçekten okunması gereken bir kitap diye düşünüyorum.

beritanyildiz
Üye
beritanyildiz

kinyas ve kayra kitabı okuduğum en muhteşem kitaplardan bir tanesi diyebilirim. gerçekten herkesin okuması gerek. zaten kitap okumayı seven biriyseniz kesinlikle okumuş olmanız gerek 🙂

Tuba
Ziyaretçi
Tuba

Okuduğum çok güzel bir kitaptı. Neredeyse okuduğum en güzel kitap diyebilirim Hatta öyleydide çok harika bir kitaptı

MAVİ DERGİ
Yönetici

MaviDergi yorumunuz için teşekkür eder