Kapat

Gay-Lezbiyen Sivil Haklar Hareketi

Anasayfa
Toplumsal Psikoloji Gay-Lezbiyen Sivil Haklar Hareketi
Gay Lezbiyen sivil halk hareketi

Gay  Lezbiyen Sivil Haklar Hareketi

Son zamanlara kadar, çoğu eşcinsel, “saklandığı yerden çıkması” durumunda ailesinden, işinden ve arkadaşlarından olacağı ve gerek sözlü gereksel fiziksel tacize uğrayacağı korkusuyla cinsel yönelimini saklamıştır. Gel gelelim, 1960’ların sonlarından beri pek çok eşcinsel eşcinselliğini açıkça kabul etmektedir ve bu bölümün başında tartıştığımız gay evlilikleri meselesinde gördüğümüz üzere, bazı alanlarda eşcinsel kadın ve erkeklerin yaşamları büyük ölçüde normalleşmiştir (Seidman ve diğerleri 1996). Londra, New York, San Francisco, Sydney ve dünyanın başka yerlerindeki diğer birçok büyükşehirde, gay ve lezbiyen toplulukları örgütlenmektedir.

“Saklandığı yerden çıkmak” yalnızca bunu gerçekleştiren kişi için değil, toplumun büyük kesimini teşkil eden diğer insanlar için de önemli olabilir. Eskiden “saklanan” lezbiyen ve gayler, artık yalnız olmadıklarını anlamışlar, heteroseksüeller ise imrendikleri ve saygı duydukları insanların eşcinsel de olabileceğini kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Gay Lezbiyen hareketlerinde Dönüm noktası

Halihazırdaki küresel gay ve lezbiyen sivil hakları hareketleri dalgası, kısmen, 1960’ların ırksal ve etnik kimliğini onurlu olduğunun altını çizen toplumsal hareketlerinin bir uzantısı olarak ortaya çıkmıştır. Bu konudaki dönüm noktalarından biri 1969 yılının Temmuz ayında A.B.D’nin New York kentinde padak veren ve polislerden sürekli kötü muamele gördükleri için galeyana gelen New York gay topluluğunun şehrin polis teşkilatıyla iki gün boyunca çatıştığı Stonewall İsyanı’dır. Bu halk eylemi (gay olsun ya da olmasın) çoğu insana göre hayal dahi edilemez bir olaydı (Weeks 1977; D’Emilio 1983). Stonewall İsyanı, sadece yasalar önünde eşit muamele görmek istemekle kalmayan, aynı zamanda yaşam tarzlarının damgalanmasına artık bir son verilmesini de talep eden gaylerin ve lezbiyenlerin “saklandıkları yerden çıkmalarını” müjdeleyen Gay Pride’ın simgesi haline gelmiştir.

Stonewall İsyanı’nın yirmibeşinci yıldönümü olan 1994 yılında Birleşmiş Milletler önünde gerçekleştirilen Lezbiyen ve Gay İnsanların İnsan Haklarının Tanınması yürüyüşüne 100.000 kişi katılmıştır. Bu konuda önemli bir gelişme sağlandığı açık olmakla birlikte, pek çok lezbiyen, gay ve biseksüel insan için ayrımcılık ve aleni homofobi halen büyük bir sorun teşkil etmektedir.

Ülkelerde Gay-lezbiyen 

Ülkelerin eşcinselliğe getirdiği yasal cezalar arasında muazzam farklar vardır. Sözgelimi Afrika’da erkek eşcinsel edimleri sadece bir avuç ülkede yasallaşmışken, yasalarda kadın eşcinselliğinin adı nadiren geçer. Güney Afrika’da beyazlardan oluşan eski hükümetin izlediği resmi siyasete göre eşcinsellik ulusal güvenliği tehdit eden ruhsal bir sorun olarak görülmekteydi. Bununla birlikte, Siyah hükümet iktidara geldiği andan itibaren tam eşitliği sağlamıştır. Asya ve Orta Doğu’da bu konuda benzer bir durum söz konusudur: İslamla yönetilen ülkeler başta olmak üzere, bu ülkelerin büyük çoğunluğunda erkek homoseksüelliği kesinkes yasaklanmıştır. Buna karşın, Avrupa bu konuda dünyadaki en özgürlükçü yasaların bazılarına sahiptir: Eşcinsellik neredeyse bütün Avrupa ülkelerinde yasallaşmıştır ve birkaç ülke hemcinslerin evliliğini yasal olarak onaylamaktadır.

Günümüzde Gay lezbiyen Hareketleri

Günümüzde, eşcinsel haklarını korumaya yönelik olarak dünyanın dört
bir yanında gün geçtikçe büyüyen bir hareket vardır. 1978 yılında kurulan Uluslararası Lezbiyen ve Gay Birliği (ILGA), bugün 90’dan fazla ülkede 400’den fazla üye örgüte sahiptir (ILGA 2004). Uluslararası konferanslar düzenlemekte, toplumsal lezbiyen ve gay harekelerini desteklemekte ve uluslararası örgütler düzeyinde kulis faaliyederi yürütmektedir.

Sözgelimi Avrupa Konseyi’ni, üyesi olan tüm ülkelere eşcinselliğe ilişkin yasakların kaldırılması şartını getirmeye ikna etmiştir. Etkili gay ve lezbiyen hareketleri genellikle bireysel hakların öne çıkarıldığı ve devlet siyasetinin özgürlükçü olduğu ülkelerde ortaya çıkmaya eğilimlidir (Frank ve Mc-Eneaney 1999).

Kaçıklık Kuramı

Dünyanın birçok ülkesinde eşcinsel hakları konusunda yaşanan ilerlemeler kaçıklık kuramının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kaçıklık kuramı, cinselliğe ilişkin Gagnon ve Simon tarafından geliştirilen toplumsal kurmacı yaklaşımı ve kısmen Judith Butler’ın kuamını temel alır. Eskiden aşağılama amaçlı kullanılan ‘kaçık’ terimi, 1980’lerde lezbiyenlerin ve gay erkeklerin kendilerini ıralamak için kullandıkları bir terim haline gelmiştir. Kaçıklık kuramı, sosyolojinin konularına heteroseksüelci bir önyargıyla yaklaştığını ve heteroseksüel olmayan seslere de kulak verilmesi gerektiğini savunur. Kaçık kuramcılar ana sosyolojik meseleler (din, beden, küreselleşme, vb.) kadar, edebiyat ve hatta lezbiyen-gay çalışmaları gibi.  Diğer konularda da kaçık seslerin, çağdaş düşüncenin zemininin büyük bölümünü teşkil eden heteroseksüel sayıtlıların tartışılabilmesi açısından, merkeze taşınması gerektiğini ileri sürerler. (Epstein 2002).

Eşcinselliğe yönelik tutumlar

Cinsel yönelim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sponsor