Cinsel Yönelim

fatih yetim

Cinsel yönelim

Kişinin cinsel ve duygusal anlamda hissettiği çekimin yönüyle ilgilidir. Kimileyin hatalı biçimde cinsel yönelim yerine kullanılan “cinsel tercih” terimi ise aslında kişinin cinsel ya da duygusal çekiminin tamamen kişisel seçimlerine bağlı olduğunu ima ettiği için yanıltıcıdır ve kullanımından kaçınılması gerekir. Cinsel yönelim her kültürde, henüz tam olarak anlaşılamamış toplumsal ve biyolojik etkenler arasındaki karmaşık bir etkileşiminin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

Birleşik Krallık da dahil olmak üzere her kültürde mevcut olan en yaygın cinsel yönelim tarzı, kişinin karşı cinsine duyduğu çekicilik anlamına gelen Heteroseksüelliktir (hetero kelimesi Yunanca ‘başka’ ya da ‘farklı’ anlamına gelir). Kişinin kendi cinsine karşı duygusal ya da cinsel çekim duymasına ise eşcinsellik denir. Günümüzde gay terimi erkek eşcinseller, terbiyen terimi kadın eşcinseller, kimileyin bi diye kısaltılan biseksüel terimi ise hem kadın hem de erkeklerle cinsel ve duygusal deneyimler yaşayan kişiler için kullanılmaktadır.

Eşcinselliğe yaklaşımlar

Aynı cinsten başka insanlara karşı sergilenen cinsel ya da duygusal yönelimler her toplumda mevcuttur. Hatta Batılı olmayan kimi toplumlarda eşcinsel ilişkiler olağan kabul edilebilmekte ya da bazı kesimler tarafından teşvik edilebilmektedir. Sözgelimi Kuzey Sumatra’daki Batak halkı, evlilik öncesinde erkekler arasında eşcinsel ilişkiye izin vermektedir. Oğlanlar ergenlik çağına girdiklerinde ailelerinin evini terk ederek, yeni katılanları eşcinsel uygulamalarla tanıştıran bir düzine ya da daha çok yaşlı erkeğin yaşadığı büyük evlere yerleşmektedirler. Ne var ki, eşcinsellik birçok toplumda böyle alenen kabul görmez. Sözgelimi Batı dünyasındaki yaygın eşcinsel tasarımı, cinsel beğenileri bakımından yaşadığı toplumun çoğunluğundan ayrılan bireydir.

Cinsel Yönelim Çalışmaları

Michel Foucault, cinsellikle ilgili çalışmalarında onsekizinci yüzyıldan önce eşcinsel birey tasarımının neredeyse var olmadığını ortaya koymuştur (Foucault 1978). Sodomi eylemi Kilise yetkilileri ve yasalar tarafından kesin olarak men edilmekteydi; Ingiltere ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde idam cezasına dahi çarptırılabilmekteydi. Gelgelelim sodomi sadece eşcinsellik suçu olarak tanımlanmıyordu. Erkek erkeğe cinsel ilişki olduğu kadar kadınlarla erkekler ve erkeklerle hayvanlar arasında yaşanan ters cinsel ilişkiler de bu tanıma giriyordu, ‘eşcinsellik’ terimi ilk kez 1860 yılında ortaya atıldı ve o günden bu yana giderek artan bir şeklide, belli türden bir cinsel sapıklığı olan ayrı bir insan tipinin tanımlayıcısı olarak görüldü (Weeks 1986). Eşcinsellik “tıbbileşmiş” bir söylemin parçası haline geldi; dinsel bir “günah” olmaktan ziyade, klinik terimlerle ifade edilen psikiyatrik bir bozukluk ya da sapkınlıktı. Eşcinseller, sübyancılar ve travesitler gibi diğer “sapkınlar” ile birlikte, toplumun bütünlüğünü tehdit eden biyolojik bir patolojiden mustarip insanlar olarak görülmekteydiler.

Eşcinsellik Karşı Tutum değişimleri

“Doğal olmayan cinsel edimler” için verilen idam cezası ABD’de bağımsızlıktan hemen sonra, Avrupa ülkelerinde ise onsekizinci yüzyılın sonu ile ondokuzuncu yüzyılın başında kaldırılmıştır. Gelgelelim, eşcinsellik daha yirmi ya da otuz yıl öncesine dek neredeyse tüm Batı ülkelerinde yasalara göre halen bir suç olarak görülmekteydi. Eşcinselliğin toplumun sınırlarından merkezine doğru kayması süreci henüz tamamlanmamış olmakla birlikte, son yıllarda bu konuda epey yol katedilmiştir.

Eşcinselliğe Yönelik Tutumlar

Gay-Lezbiyen Sivil Haklar hareketi

 

 

BENZER YAZILAR