Kapat

Aşk

aşk nedir nasıldır

Aşk

Aşk nedir, aşk ne demek veya sevmek gibi bir çok konuya değindik özellikle aşık olmak ve aşık olduktan sonra yapmanız gerekenler üstünde durduk. Aşk en güzel duygudur sadece bu aşkı yaşayabilenler içindir.

 

Gerçekten sevmek istiyor musunuz

Aşk olmak, yalnızlığın çaresi

Aşk yalnızlık değildir

Seni o kadar çok seviyorum ki  peki bundan ne kadar emin olabiliriz? Duygusal bağları duygusal bağımlılık olarak gören bir toplumda kendimizi unutup sevmeye aşık olmaya hazır mıyız?

Kimi birkaç haftada bazıları ayda bir dışarı çıkıyor. Bazıları hemen sıkıldığını ve nefes alamadığını söyleyip bitiriyor. Bazıları ise aşka zamanı olmadığı düşünüyor. Yalnızken daha mutluyum diyenler oluyor. Aşk için zamanı olmadığını ve gereksiz olduğunu düşünüyor.

Türkiye de ki medeni duruma baktığımızda 2015 yılında 21 milyona yakın bekar kişilerin olduğunu görürüz.  İstatistik kurumu verilerine dayalı olarak bunlardan 16 milyonu hiç evlenmemiş. Diğer kalan 5 milyon kişi ise ya boşanmış yada eşini kaybetmiştir.

Evli olmayan kişiler evli kişilerin her zaman evlilikten şikayet ettiğini ve evli olmamanın daha iyi olduğunu söylüyorlar. Aşkın sonunda evlilik olacağı için bunu yani evliliği bazı kişiler özgürlüğü kısıtladığını da düşünüyor. Ben böyle mutluyum diyip başkasına ihtiyacım yok diyen kişilerde mevcut tabiî ki.

Aşk kaçınılmaz bir histir

Bu tutum ve davranışlar kişinin ben merkezci düşündüğü çağdaş toplumun dayatılmış eylemlerindendir. Kendini sev, en iyi ol, başkasına gerek yok gibi sözlerle belki kendinizi avutabilir sevmek aşık olmaktan vazgeçebilirsiniz. Böyle hareket edildiğinde karşı taraf ile iletişimde zorluk yani aşık olmakta ki zorluk daha da zorlaşıyor. Bu da aşk gibigüzel bir duygudan sizi yoksun bırakıyordur. Aşık olmak: Ben merkezcilikten kurtulup daha çok karşı tarafın iç dünyasıyla ilgilenmek ve onu daha çok düşünmektir.

Duygularınızı dışa vurmanız için öncelikle kendinizden ayrılmanız ve daha sonra kendi dünyanıza başkalarını dahil etmenizden geçer. ‘’ O ne yaptı, ne yapacak, nereye gidecek’’ gibi soruları sormanız için kendinize odaklanmaktan vazgeçmelisiniz. Kendiniz odak noktası olarak görürseniz bu sefer bu soruları soracak kimse olmayacaktır.

Ayrıca bazıları için sürekli ben merkezci olduğu için egemenliği bırakıp aşık olmak istemezler.  Bazıları ise reddedilme korkusundan aşık olmak istemez.

Sevilmeyi tercih etmek

Karşı tarafa bağımlı olmak, unutulmak ve küçük görülmekten o kadar çok korkarlar ki aşık olmak yerine sevilmeyi tercih ederler. Aşk onlara göre tehlikeli bir duygu durumudur. Vazgeçip yeni şeyler yapmayı dener. Yeni uğraşlar bulurlar.

Örneğin yatırım yaparlar, çok fazla para kazanırlar hep bir tırmanma peşindedirler. Bu durumda olanlara artık sevmezler yada kalpleri kimseye açılmaz diyebilir miyiz?

Hayır, çünkü tanışma siteleri, gezmek, hızlı tanışma seansları gibi durumlara başvururlar. Eğer kırgınlıklar, acılar ve hayal kırıklıklarınız hayatınızda var ise bunun en önemli sebebi sevilmek ve sevmektir.

İnsanın hayatta kalması için doğası gereği her zaman başkasına ihtiyacı vardır. Yapılan bir çok deneyde doğumdan sonra yetersiz ilgi ve sevilmemek ölüme neden oldu. Psikologların dikkat çekmek istediği başka bir konu ise aşırı sevgi daha sonra çocuklarda sevme kapasitesinde gelişimi olumsuz etkileyecektir. Her zaman psikologların desteklediği şey aslında normal davranışlar olmuştur. Eğer siz birine eksik bir şey verince sorun yaratır fazlası da aynı derecelerde sorun yaratır.

Bazı çocuklar o kadar çok sevgi verilmiş ki kendilerine aşık olmaya izin veren bir eksiklik, içsel bir boşluk hissine kapılırlar. Ebeveynler kendilerini çok fazla adadıkları, o kadar çok sevdikleri ve o kadar çok tatmin edip haz verdikleri için kendilerini o duyguya kapatmışlardır.

Aşık olmak için programlandık

Aşk en güzel duygudur

Aşk en güzel duygudur

Aşk sadece bir duygu meselesi değil ayrıca biyolojik etkenlere bağlı  nöron ve hormonal gerekliliktir.

Biyoloji ve ilk görüşte aşk

Ergenlik döneminde vücudun her yeri gibi beyinde hormonal bir banyo yapar. Beyinde aşk ve cinsel çekim hislerini etkileyen oksitosin reseptörlerinin kurulmasına izin verir.  Karşı cinsle iletişime geçtiğimizde beynimiz işitsel, kokusal ve görsel işaretleri bilinçdışı fark edip analiz eder. Bu sayede karşı tarafın iyi bir partner olup olmadığı ihtimallerini kavrarırız.

Peki bu mekanizma hem kadın hem erkekte her buluştuğunda aktifse neden hep aşık olmuyoruz?

Çünkü beyin boy veya fiziksel güçten ayrı olarak, her kişinin kişisel hikayesi, eğitimi, kültürü gibi sayısız kriteri dahi eder. Bu noktada kültür ve biyoloji bir araya gelir. Sonuç olarak seçenekler bu şekilde azalır.

İnatçı kalıplaşmış düşünceler

Genel bakış, aşkın cinsel arzularla başarıya ulaştığı yönündedir. Bu mutluluğun anahtarıdır gibi düşünülür. Ancak bu gerçek değildir. Ayrıca duygu ve arzu düzensizce birleşir. Cinsel özgürleşmeye ve evrime rağmen hala sevgi ve cinselliği birbirine bağlamayanlarda mevcut. Aşk ve sevginin ortak noktası eksikliktir, arzu amacını bilmemesiyle onlardan ayrılır. Arzu başıboş dolaşır. Aşkın işleyişi bize diğerinin arzu nesnemiz olduğuna inanmamızı sağlar. Başka bir söyleyiş ile arzu ok, aşk hedeftir.

Prost, bu hedefin hareketli olduğunu savunur çünkü eksikliğini duyduğumuz ve aradığımız obje artık yoktur.

Hayal kırıklığı kişinin aşktan kaçmasına neden olur

Aşk hayatınızın en güzel duygudur

Aşktan korkmayın

Karşınıza biri çıkar, onu doğru düzgün tanımadığınız halde onunla göz göze geldiğinizde kalbiniz deli gibi çarpar. Elleriniz titrer, ne diyeceğinizi bilemezsiniz, içinizden bir heyecan dalgası olur. Aşık mı oluyorsunuz ne? Diye düşünürsünüz. Peki bu süreç nasıl gelişir nasıl aşık olunur.

Aşka dönüşecek bir karşılaşmada ne olur

Yıllarca insanlar aşkın sadece kalpten geldiğini düşünür; Oysaki bu görev aslında tamamen beynin işlevidir.  Yapılan araştırmalar sonucunda kişinin aşık olma süreçlerinde biyokimyasal yönler mevcut. Öncelik dopamin, adrenalin ve noradrenalin hormonları salgılar. Dopamin çoşku ve sevinci artırır,  adrenalin ve noradrenalin de vücut tepkilerini artırır. Bu yüzden bireyin elleri titrer, gözbebekleri büyür. Aşkın başlamasından sonra birey beyni mutluluk hormonu yani diğer adıyla serotonin daha çok salgılanır. Kişi kendini daha pozitif hisseder aşık olan biri daha mutlu olur. Ayrıca kişiyi güzelleştir, ciltleri daha parlaklaştırır.

Bireyin merkezi aşık olduğu kişi olur

Beynin salgıladığı hormonlar yüzünden kişi her zaman onunla olmak, onunla daha çok vakit geçirmek, onunla hep ilgilenmek ister. Ayrıca başka bir şeyle uğraştığında aşık olduğu gibi kişi hep aklına gelir. Ama bu durum zamanla azalma beklentisindedir. Hayatımızda bir çok alan vardır; Okul, iş, aile ve aşık olduğunuz kişi hepsi ayrı ayrı ilgilenmek zorundadır. Hayatında diğer alanlardan vazgeçip sadece aşık olduğu kişiyle ilgilenen birey çok yanlış bir tercih yapar. Çünkü bu ilişkiye de ek olarak çok  zor duruma koyar.

Eğer aile, iş ve diğer alanlardaki tüm başarısızlıkları aşık olduğu kişi üstüne yüklersek burada aşık olduğu kişide bireyin kendiside çok yıpranacaktır. İlişkiniz eğer dört veya beş ay olmuşsa siz hala bu durumdaysanız değiştirmenizi tavsiye ederim.

Karşılık almam korkusu aşktan kaçmamıza neden olur

Karşılıksız kalmak, karşılık alırsa bile gelecekte karşılaşacağı sorunları düşünüp ve hayal kırıklığı yaşayacağını düşünürse aşık olmaktan vazgeçebilir. Psikolojide böyle bir duruma filofobi denir. Duygusal ilişkiler sevinç, mutluluk gibi olumlu duygular yaratması beklenir, bu kişiler yoğun korku ve endişe yaratır. Bu yüzden sürekli kaçarlar. Bu durumun nedeni eski bir ilişki olacağı gibi çocuklukta yaşadığı kötü travmalarda etkili olabilir.

Peki karşılıklı aşk nasıl değişim getirir

Aşkın ilk heyecanını atıp, aşkınız karşılıklı olduğunu varsayalım. İlk zamanlarda el titremeleriniz veya kalp çarpıntılarınız daha hızlı olsa da bu durum daha sonra değişecektir. Çünkü artık beyniniz ilk aşık olduğunuz zaman kadar hormonlar salgılamıyordur. Bunun yerine bağlılık ve sevgi hormonu olarak bilinen oksitosin salgılamaya başlar. Bu hormon sayesinde çiftler daha sakin ve daha bağlı olmaya başlar. Zaman içinde kişi sevmek ve sevilmek sağlam temellere oturtulmuşsa kendine ve aşık olduğu kişiye daha çok güvenir. Hayatın olumlu yanlarını birlikte yaşayıp, hayatın olumsuzluklarına birlikte mücadeleye etme düşüncesi bireyleri daha motive eder. Birçok kişinin sorunu olan yalnızlıktan da kurtulmuş olurlar.

Aşkta duygusal anlamda eşitlik var mıdır?

Kadının duygularımı yoksa erkeğin duygularımı daha yoğundur? Bu sorunun cevabı aslında pek çok değişkene bağlı gelişir. Toplumda kadınlar daha net duygularını ifade edebildikleri ve daha net gösterdikleri için genel anlamda kadınlar daha çok sever gibi bir algı mevcuttur. Fakat bu öyle değildir. Erkek ağlamaz lafından anlayacağımız üzere toplumda erkeklerin duyguların bastırması konusunda ne kadar baskı yapıldığını gözler önüne seriyor. Kısacası erkek ve kadının sevgisi eşit olsa da bunları içlerinde yaşaması çok daha farklı olacağı kesindir.

 

Sonuç

Aşk kaçınılmazdır eğer aşktan kaçarsanız kendinize eziyet yapmış olacaksınız. Aşk bir süreden sonra mecburiyettir bu yüzden aşk asla hafife alınacak bir şey değildir. Gerçekçi olmak gerekir ve aşkta bir gerçektir.

“Aşk” üzerine 12 yorum

  1. AYLİN AYVERDİ says:
  2. mustafa dağdelen says:
  3. melike bayar says:
  4. MAHMUT ÖZER says:
  5. fatih yetim says:
  6. SANEM YILDIZ says:
  7. GÖKHAN YAKIŞIR says:
  8. fatih yetim says:
  9. MELİKE ÇELİK says:
  10. Tasarkar says:
  11. fatih yetim says:
  12. MERVE ŞİRİN says:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir